İŞİMİZ DÖNÜŞÜME ENGEL Mİ?

İŞİMİZ DÖNÜŞÜME ENGEL Mİ?

Yayınlayan: admin
Kategori: Yazılar

“Şu anda çok işimiz var, bizi dönüşüm vs ile uğraştırmayın”

Bu söylem, belki de kurumların dönüşüm sürecini destekleyen dönüşüm koçlarının veya danışmanların sıklıkla duyduğu bir cevaptır. Maalesef değişimin bu kadar hızlı gerçekleştiği bir dönemde, organlzasyonlar dönüşüm ve sorumlu oldukları işleri hala biribirinden ayrı bir süreç olarak ele almayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, belki de dönüşümlerdeki başarı seviyesini doğrudan etkileyen lider desteğinin önündeki en büyük engellerden biri olabilir.

Dönüşüm sanki bir proje gibi ele alınıyor. Bir zaman gelecek ve bitecek gibi düşünülüyor. Ancak günümüz dünyasında, bir dönüşümün bittiği yerde farklı bir değişim ihtiyacının çıktığını göz ardı ediyoruz. Bu durum ise, organizasyon ve bireylerin değişimi hayatın bir rutini, hatta sürecin bir parçası olarak ele almayı öğrenmesi ile aşılabilecek bir durum. Bunu cümlelere dökmek bu kadar kolay olsa da, organizasyon ve bireylerin bu noktaya gelmesi de bir o kadar zordur. Bu noktaya gelebilmek, ancak belirli bir seviyede organizasyonel kültür ve lider olgunluğu ile mümkün olabiliyor. Tabii ki performans değerlendirme ve terfi süreçlerinde de neyi ödüllendirdiğiniz de, organizasyon içerisindeki bireylerin tercihini doğrudan etkileyecektir.

Konfor alanını korumak, insan olarak doğamızda var olan bir yaklaşımdır. Belirsizliğin az olduğu ve ihtiyaçlarımızın da kesintisiz karşılandığı ortamlar, birçok insan için hala cazibesini korumaya devam ediyor. Biz burada yıllardır bu işi bu şekilde yapıyoruz diyerek, binlerce dolar verilen ve devreye alınan sistemlerin kullanılmayıp, manuel dosyalarda takibin devam ettiği vakaların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Çünkü yazılımı veya teknolojiyi, çalışan iş güvencesi için tehdit olarak algılıyor. Önümüzdeki günlerde yapay zekanın iş süreçlerine daha fazla girmesi ile birlikte, benzer tehdit algısını daha fazla gözlemleyeceğiz. Bu nedenle, yapay zekanın bu kadar gündemde olduğu bir yerde, bu teknolojiyi bir tehditten çok uyumlu bir şekilde çalışmamız gereken faydalı bir araç olarak benimsetmeye ihtiyacımız var.

Böylesi bir yaklaşımın önüne geçilmesi ise, ancak kurumlar içerisinde dönüşüm ihtiyacının sahiplendirilmesi, yani mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı ile ilgili ortak bir uzlaşma zemininin oluşturulması ile mümkün olabilir. Bu farkındalığın olmadığı yerde, sahiplenme ve en önemlisi de değişime dair bir tutkuyu oluşturmanın çok mümkün olmadığını bizzat deneyimledim.

Başarmak, özellikle de yılın sonundaki performans değerlendirme sürecinde baskın olan unsur salt iş sonuçları olunca, organlzasyondaki odak doğal olarak oraya kayıyor. Lider bize her ne kadar dönüşüm vs deseler de, siz topu düşürmemek için gerektiği yerde bildiğimiz yoldan ilerleyin dediği noktada, organizasyon dönüşüme dair motivasyonunu kaybetme eğilimine girebilir. Kurum kültürünün güçlü olup olmaması da tam bu noktada kritik bir rol oynuyor.

Dönüşürken tabii ki iç sonuçlarımızı önemsememezlik etmeyeceğiz. Ancak buradaki kritik konu, dönüşüm ile beraber hangi iş sonuçlarımızda nasıl bir iyileşme sağlayacağımızı ve bunu nasıl gerçekleştireceğimizi hizalanmamız gerektiğidir.

Bu hizalanmanın olmadığı ve dönüşüm adımlarının iş süreçleri ile yetkinliklerle desteklenmediği yerde, sonuç maalesef planlandığı şekilde olmuyor. Dönüşüm çoğu zaman sunum sayfalarında çizilen planlar ve organizasyonlardan ibaret gibi düşünülebilir. Doğru yetkinlikler ve süreçler ile desteklenmediğinde, aslında tüm bu planlarınız işletilemez hale geliyor.

Son zamanlarda yapılan bir araştırmada, 2020 yılından bu yana kurumların yaklaşık % 80’inin herhangi bir noktada lojistik süreçlerle ilgili bir dönüşüm insiyatifi başlattığını ve bunlardan % 76’sının ise başarısız olduğunu söylüyor. Baktığınızda ne kadar yüksek bir oran değil mi? Bir de resmin diğer tarafına geçip, bu başarısızlıkla beraber o kurumlarda dönüşüme dair olan algının nasıl şekillendiğini ve çalışanların neler hissettiğini düşünün 

Bu sebeple dönüşüme liderlik, dönüşüm stratejisini kurum hedefleri ve ajandası ile paralel yürütmeyi gerektirir. Sizler kurumlarınızdaki dönüşüm süreçlerinizde neleri deneyimliyor ve gözlemliyorsanız, sizlere bir de resmin diğer tarafına geçip kendinize bir öz değerlendirme yapmanızı öneririm. Kendinize lütfen şunu sorun : Ben bu dönüşümü mümkün kılmak adına farklı ne yapabilirdim?

Şunu unutmayalım. İşimiz ve hedeflerimiz her zaman var olmaya devam edecek. Tabii ki değişim ve dönüşüm de hızını kesmeyecek. Bizler bireyler ve kurumlar olarak, sürdürülebilir başarıyı ancak iş ve dönüşümü birbirine senkronize ettiğimizde yakalayabiliriz.

Sevgiyle kalın. Enerji ve tutkunuzun hiç bitmemesi dileğiyle…